Zembilfroş

Zembilfroş Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Zembilfroş, Cafe, Çarşiya Silîva Kuça Hidada/Selahattin Mh. Demirciler Caddesi, Silvan.

08/07/2015
Sinevizyon etkinliği Deneme 1 :)
06/07/2015

Sinevizyon etkinliği Deneme 1 :)

Sahura Kadar Açık
24/06/2015

Sahura Kadar Açık

29/04/2015

Mévane Zembilfroş Aram Serhad

Değerli dostlarımız;Bugün (09.08.2014) Zembîlfiroş Kafede bir dostumuzun nişanı olacaktır.Nişan münasebeti dolayısıyla s...
09/08/2014

Değerli dostlarımız;

Bugün (09.08.2014) Zembîlfiroş Kafede bir dostumuzun nişanı olacaktır.

Nişan münasebeti dolayısıyla saat 15:00-19:00 arası mekanımız kapalı olacaktır.

Nişanlanacak çifti tebrik eder, Allah devamına ve tamamına erdirsin deriz.

31/07/2014

Leylâ...

28/07/2014

ida we piroz be..

27/07/2014

Değerli Zembîlfroş Cafe takipçilerimiz.;

İlk önce yarın ki bayramınızı şimdiden tebrik eder, huzur getirmesini temenni ederiz.

Cafenizin Silvan'da kafeler arasında sizler için bir artı ve alternatif olduğunu düşünmekteyiz; zira Cafede her şeyden önce okey gibi gürültülü oyunların olmaması huzur adına önemlidir.

İkincisi; bize gelen bazı arkadaşların ''Biz burada Kürtçe okuma programı yapmak istiyoruz, mümkün müdür?'' taleplerini memnuniyetle olumlu karşıladığımızı belirtelim. Kürtçe okuma programı yapacak arkadaşlar bayramın 3. günü saat 17:00 de olmak üzere her 15 günde 1 Kürtçe kitabın okunarak tartışılması şeklinde yapacaklardır.

Değerli Zembîlfroş Cafe takipçilerimiz;

Sizlerin de yapmak isteyip de uygun mekanın olmaması yüzünden ertelediğiniz programlarınız varsa kafedeki arkadaşlarımızla irtibata geçmenizi öneririz; zira kafeyi açma sebeplerimizden birisi de sosyal ve kültürel etkinliklerin düzenlenmesi için bir ortamın oluşturulmasıdır.

Şayet sizlerin de tiyatro, film gösterimi, satranç turnuvaları, doğum günü partisi gibi programlarınız var ise veya düşünüyorsanız, arkadaşlarımız ile irtibata geçerseniz ellerinden geleni yapacaklardır.

Son olarak;
Kafeyi üniversiteli iki arkadaşımız açmıştır, bunun yanı sıra kafenin başta Silvan'lı üniversiteli arkadaşlarımızın olmakla beraber tüm Silvanlı gençlerin olduğunu hatırlatalım.

17/07/2014

Arkadaşımızın Zembilfroş meselesini edebi bir yazı ile yorumladığı çalışmayı sizinle de paylaşalım.

Öncelikle ilk eleştiriyi biz yapacak olursak; yazının dili Kurdî olsaydı daha güzel olurdu deriz ; zira Zembilfroş'un ruhu Kurdî'dir.

* * *

MADDE VE MANA EKSENİNDE ZEMBİLFOŞ VE XATUN

Ey hükmünü kaderin keskin ve acı kılıcıyla yerine getiren tarih ve onun talihsiz müdavimleri ve şanssız yiğitleriyle bahtsız güzelleri !.. Bir yazı bu denli mi güç yazılır..!Bu denli mi titrer insan. . .Kalp neden bu denli ürkek şaşkınlık ve edeple titrer.Semanın asudeliğini titrekliğiyle yaran yıldızların serencamını bu denli mi hisseder insan derinlerinde. . . en derinlerinde. . .Metefizik güç tarihin hangi devrinde böyle bir şehametle fizik kanunlarına üstün gelimiştir.Peki ya teori ve idealar Yunan’dan Mezopotamya’ya Avrupa’dan Hint’e böyle bir zaferle taçlandırmışlar mıdır pratiklerini.Yahut asaletin ve üstünlüğün, böylesi muhteşem şekliyle tarihe kaydedildiği görülmüş müdür.10bin yıllık tarihiyle birkaç kişiden başkasına nasip olmayan ve insanı derin düşünce ve ürpertilere garkeden ve dünyanın zahiri lezzetlerini ellerinin tersiyle ve bir an bile tereddüt etmeden iten bu kahramanlar kimdir.Kimdir bu kahramanlar ki milyarlarca insanın tüm haysiyet ve onurlarını bile uğrunda çekinmeden verebilecek makam,mevki ve lezzetlere hiçbir kıymet biçmeyen insanlar. . .insan gibi insanlar...Aldanmak ezeli bir şifa olarak dururken beşerin önünde neden ayılmayı seçti bu insanlar...Neden neden neden. . .uzayıp giden cevapsız sorulara sorusu olmayan cevaplar da eklenince zorlanan beyin kıvrımlarımıza kalp gözünü yardıma gönderiyoruz ta ki hakikati bir parça kavratsın diye ruhlarımıza.

Tarih hükmünü bu sefer bir Prens üzerinde gerçekleştirecektir.Uzaklardan çok uzaklardan belki de ta Hint’ten başlamıştır bu tarihi vâkıanın serencamı.Belki de bunun başlangıcını Doğu’ya yakıştırmamız Doğu’nun doğallığından başka bir şey değildir...Zira yok olma pahasına değişmemenin başkentidir Doğu ve onun tüm şehametiyle doğallığı. . .
Başlangıcı tam olarak bilinmediği gibi bitişi de tam olarak tespit edilememiştir vuku bulan destanımız.Zira bazı olaylar vardır ki zahiren bitmiş gibi görünse de hakikatte sonu gelmeyecek getirilemeyecek bir destan mahiyetini taşır.Yer yer mecazla kol kola gezecek olan hakikat, hakikatte sabittir,tektir ve kalbin idrakinden başka bir şey istememektedir okuyucusundan/dinleyicisinden ve insaf sahibi kişilerden.

Anlatılan hikaye belki de bizim hikayemizdir yâhut olmak istediğimiz hakikatin destanıdır.Evet evet belki de olmak istediğimiz realitenin dile getirilmiş halidir.Anlatılan destan her ideal sahibi erkeğin başrolünde olmak istediği bir senaryo gibidir:İdealizmden mürekkep bir hayat yani halk nezdindeki ismiyle Zembilfroş. . .

Anlatılanlara göre(zaten destanın ayırıcı vasfı ‘’denildiğine göre’’ metaforuyla başlamasıdır.) zengin bir beyin oğludur zembilfroş yahut bizzat beydir kendi şatafatlı yaşamında.Babasının kendisine bıraktığı dünyanın zenginlikleriyle gecelerini kadının her türlüsüyle ‘’gece’’ yapan ve gündüzünü de av hayvanlarının türlü türlüsünü avlamakla geçirmektedir.Dünya nimetleri adına her şeyi tattığı günlerden bir gün yardımcısyla beraber ava çıkar ve ormanın izbe bir yerinde karşılaşır hayatını değiştirecek olan bir ölünün kemiklerine.Sorar yardımıcısına nedir bunlar diye ve cevap verir berikisi daha tok ses tonuyla:
-İnsan kemiği ve kafatasısıdır efendim.Ölmüş birisene aitler. . .Tekrar sorar Prens hazretleri yaverine ‘’ölüm’’ ne demektir diye.Zira gece ve gündüzünü zevk mabedlerinde geçiren Prens hazretleri ölümden bîhaber idiler.Tekrar cevap verir yardımcısı:
-Efendim ölüm,doğan her insanın başına gelen ve genç-yaşlı,zengin-fakir dinlemeyen bir olgudur.Çaresi bulunamayan tek mevzudur ölüm hakikati. . .Sözlerine son veren yardımcının ardından Prens için meydana gelen sessizlik,korku,ürperti. . .Öyle bir sessizlik ki tarifi kabili hitap olamaz insan nezdinde.Ürperti,korku ve sessizlik. . .kulakları tırmalayan,kainatın gümbürtüsünü dize getiren ve ciğerleri parçalayıp nefesleri kesen bir sessizlik. . .Nihayet yardımcısının şiddetli dürtmeleriyle kendisine gelen Prens:
-Yani bir gün bende mi öleceğim,bende mi bu kemik yığınına dönüşeceğim? Bu koca sarayı ve içindeki güzel kadınları nasıl terkedebilirim ki üstelik ben ava çıkmadan ve her gece güzel kadınlarla eğlenmeden yapamam ki. . .Prens bir yanda ölüme ve onun hakikatine dair konuşurken öbür yanda geç kalmış muhasebeyi yapıyordu. Hem madem zaman ve mekan ve kişi dinlemiyordu ölüm o zaman o bana gelmeden ben ona gitmeliyim diye dökülüveriyordu cümleler ağzından belli belirsiz.Zira lezzet adına sefahethanelerde tattıklarım hep eksik geliyorlardı bana,derinlerde bir noksanlık keşfediyordum benliğimde ama kadının şehveti ve ava çıkmanın dayanılmaz cazibesi beni o eksikliği düşündürmekten alıkoyuyorlardı.Üstelik ölümü sefahethanemde zengin ama korku ve zilletle karşılamaktansa onun hakikkatini arayan fakir ama izzetli biri olarak geçirmek daha kutsal olsa gerek.Böylelikle bir çırpıda kararını verir Prens hazretli ancak ilginçtir ki her gece ‘’alem’’ yapan Prens’in karısı da vardır ve Prens bu meseleyi karısına da açmalıdır; zira ona da ölüm gelecektir. Meseleyi yoğun duygularla karısına açan Prens karısını da hicrete seyr-u süluk için ikna etmekte zorlanmaz; zira karısı da her gece oluşturulan ‘’gece alemleri’’nde ve monotonlaşan hayatta ters giden bir şeylerin olduğunu sezinlemekte ama bu ters giden şeyin ne olduğunu tam olarak kavrayamamaktaydı. Ancak bunun ‘’ölüm’’hakikatiyle ilgili olduğunu hissetmekteydi.Doğu’nun kendisine has ve klasikleşen ifadesiyle ‘’sen nasıl istersen öyle olsun Bey’’ diyerekten eski devrin Prens’ine yeni zamanın dervişine biat tazeler en saf duygularıyla. . .

Çiftin saraydan ayrılmaları çok sürmemişti;zira verdikleri kararın neticesi olarak hiçbir şey almamışlardı yanlarına basit üç-beş parça üstbaştan başka...Ölümün hakikatine dair bir şeyler bulma adına diyar diyar gezerler en deruni duygularıyla...Bu arada insanlığın başına bela olan ‘’geçim sıkıntısı’’ illetinden bir parça kurtulma adına Taş taşır güneşin sıcaklığında,doğunun engin ve gür ormanlarına dalıp odun kırar karısına sıcak bir yemek götürme adına.Kolay olmaz Prens hazretleri için bu çetin işlerde çalışıp çabalamak velev minimum düzeyde olsa bile. Sonunda ormanın nimetlerinden ve geçtiği yörelerin doğallıklarından faydalanıp ‘’zembil’’ yapıp satmaya başlar.Böylelikle adı zembilfroşa çıkar geçtiği yörelerde.

Yine günlerden bir gün yaptığı zembilleri satmak için tarihle bütünleşen Silvan’da gezinirken sonradan adı Zembilfroş Kalesi olarak anılacak olan Köşkün önünde vuku bulur hikayesinin sonunu getirecek olan başlangıç. Öyle bir başlangıç ki misyonu tüm insanlığa armağan niteliği taşıyan bir son. Bu son tarihe yeni başlangıçlar armağan eder en yalın haliyle; zira ekonomiden özgürlüğe, aşktan cinselliğe, sadakatten riyakarlığa bilinen her şey altüst olacaktır tarihe mal olacak olan bu destan ile.

Komünist Marx bu destanı bilseydi şayet altyapı olarak belirlediği ekonominin, üstyapı olarak tayin ettiği bütün her şeyi(saygı,sevgi,mevki,aşk,mutluluk,bağımsızlık. . .) belirlediğini söyleyebilr miydi acaba yahut cinselliğin dürtüsünü ve gücünü sonsuzlaştırıp Tanrısallaştıran Freud hala devam eder miydi davasında ve iktisadın peygamberi Smith ise ‘’herkes kazanabileceği en fazla kazanç peşinde koşar’’ teorisinde ısrar eder miydi bütün ihtişamına rağmen!...

Destana geçecek olursak;
Köşkün sahibesi olduğu anlaşılan Xatun çağırır Zembilfroşu en kadınsı sesiyle; zira Xatun Zembilfroş’un alnındaki nura aşık olmuştur görür görmez. Zembillerini de alıp yukarıya çıkmasını ister. Bu isteğe uyar Zembilfroş en saf haliyle; çünkü kendisinden yana kötülük adına zerre düşünce yoktur kafasında. Köşke Xatun’un bulunduğu yere çıkar.

En yırtıcı bakışlarıyla bakar Zembilfroşa . . .Yakışıklılığını, nura gark olmuş yüzünü dakikalarca süzer Xatun. Öyle ki Zembilfroş bütün saflığına rağmen anlar Xatun’un yoldan çıkmış bakışlarındaki arzuları. Ve Xatun’un dillere getirilemeyecek,anlatılamayacak güzelliğinin Zembilfroş’un nezdinde herhangi bir kıymetinin olmaması...
Ah! ne acı bir kare. . .
Ne kötü bir başlangıç. . .

Xatun’un dillere destan güzelliğini anlatmaya kabiliyetimiz yetmese bile denildiğine göre adeta her şeyin en güzel ve zarif olanından meydana gelmiştir Xatun xanım:Saray edebiyatında sık sık teşbihi yapılan çehrenin Ay’ın yuvarlaklığına benzemesi ile, yine bu edebiyata ait olan ‘’selvi boy’’ tanımlamaları sanki bizzat Xatun için yapılmıştır. Aynı zamanda teşbihi yalnızca İran kadınları için yapılan ve bu yüzden ‘’Huri’’ benzetmesini ellerinde tutan İran kadınlarına gözlerinin iri olması sebebiyle galebe çalar. Öbür yanda kokusunun gülü andırması ile ateş gibi bakışlar yine Xatun’a yakıştırılan benzetmelerdendir. Yakıştırmalar abartılı olsa bile anlatılanlarda danei hakikat bulunmadığını –kanaatimizce- söyleyecek yoktur.Tüm bu güzel ve hoş benzetmelerinin yanı sıra melesef Xatun’un özelliklerine şunu da eklemek hakikate bir borç olsa gerek: Turna’nın riyakarlığı. . .

Ve açık eder habis niyetini Xatun xanım üstündeki ipekten elbiselere ve üstünde bulunduğu köşke güvenerekten. Zira karşısındaki basit bir zembil satıcısı o ise yörenin en güçlü kadını. . . Ne hazin bir istek, ne zavallıca bir kıyas şayet yapılırsa kıyas!..Ezelden ebede meydana gelmiş ve gelecek olan iki ana akımın örnekleri bir kez daha tarihin önünde ve bu kez Silvan’da Xatun’un taş yapılı o nezih evinde karşı karşıya: Madde ve mananın savaşı. . .

Şok olmuştur eski devrin Prensi yeninin Zembilfroş’u. Mahcup ama kendisine, kendi hakikatine güvenen bir eda ile eğer başını önüne ve tövbeli olduğunu dile getirip vazgeçirtmeye çalışır Xatun’u en basiretli sözleriye. Zira hakikatin peşindedir Zembilfroş ve o hakikati Xatun’un yatağında en sefil haliyle bırakmak istemez. . .üstelik vefakar karısı beklerken kendisini. Zevk u sefayı ve haramı ve kadın teninin canalıcı o aldatıcılığını bırakmıştır eski günlerde ve anımsamak istememektedir bir daha.

Ve bir kez daha mananın maddeye galebe çalması!..Bir kez daha kötülük şeytanlarının zincire vurulması. . .bir kez, bir kez ve bir kez daha. . .

Destanın tılsımından olsa gerek bundan sonra toeriler işin içine girmeye ve hakikat dallanıp budaklanmaya başlar. Zira niyetini açık ettikten sonra Zembilfroş’un köşkü derhal terk etmeye kalkıştığını ancak kapıyı üstlerine kilitleyen Xatun’un kurnazlığı yüzünden köşkün terasına yönelerek ve kendisi Allah’ın inayetine teslim ederekten kendisini boşluğa bırakıp canını teslim eder. Muzaffer olmuş kumandan edasıyla. . .Zahiren kaybetmiş olsa da savaşı hakikatte teslim olmamıştır düşman bildiği şeylere. Buna dayanamayan Xatun’un da kendisini Zembilfroş’un ardından aşağıya atıp intihar ettiği yine söylentiler arasındadır.Burada bu hikayeyi benzerliği yüzünden Kuran’da da zikredilen Yusuf 12/24 ayetiyle karşılayabiliriz. Zira ayette de geçtiği üzere Allah seçkin kullarından olan Yusuf(a.s.)u Mısır’ın güçlü kadınlarından birinin elinden kurtarmıştır. Bu olay kanaatimizce göstermektedir ki ölüm hakikatiyle kendisine gelip tövbe eden ve zenginlik/şöhret adına yanında hiçbir şey bırakmayan hatta bir adı bile olmayan(ki kendisi yaptığı iş olan Zembil’le tanınır) Zembilfroş’un yardımına Tanrısı yetişmiştir.Vakıa bizi şu sonuca götürebilecek olgunluktadır: Zembilfroş Allah’ın seçkin kullarından birisidir...

Diğer bir teori ise Xatun’un teklifi sonrası köşkten kaçıp evine döndüğü ve bu olayı unutup yaşamın rutin işlerine devam ettiği yönündedir. Ancak Xatun’un Zembilfroş’u bırakmaya pek niyeti yok gibidir:Tıpkı Yusuf Peygambere musallat olan Züleyha gibi . . .

Xatun Zembilfroş’u ikna edemiyeceğini anlar ve ne yapar eder evini bulup Zembilfroş’un karısıyla irtibata geçer ve yalnız bir gece bedeninin susuzluğunu dindirmek için kandırır Zembilfroş’un karısını ve ikna olur saf yahut merhametli eş. . .

Ve nazariye devam eder:
Gecenin karanlığında evine gelen Zembilfroş rahatsız etmeden ve usulca girer karısının da içinde bulunduğunu sandığı yatağa ve sevmeye başlar vefakar eşini. Ama sevmeye başladığı kişinin eşi olmadığını çok geçmeden anlar ve bir çırpıda çıkar yataktan Xatun’un yalvarmalarına aldırmadan.Yine denildiği üzere Rabbine niyaz eder Zembilfroş tez alsın diye canını ve niyeti kabul olur hemen.Oracıkta teslim eder bedenini. . .

hevalno!merheba ji were.ev cafeya ku ji aliyê du hevalên xwendevanên zaningehê ve hatiye vekirin ne tenê cafeyekî klasîk...
16/07/2014

hevalno!
merheba ji were.
ev cafeya ku ji aliyê du hevalên xwendevanên zaningehê ve hatiye vekirin ne tenê cafeyekî klasîk e. lewra jibo avêtina gêjahî û sitresa nava rojê ye!

hûn dikarin pirtûkê xwe weynin cafeyê bixwînin.
hûn dikarin di ortamkî bê deng de bi hevalê xwe re sohbet û nîqaşeya bikin.
hûn dikarin bi kompîtura xwe bikevin înternetê (di demekî nêz de :) )..

lê belê lazim e em qala navê cafeyê bikin.
çima ''Zembîlfiroş Cafe?''

lê pêşiya ku em qala navê cafeyê bikin, kerem bikin stranekî zembîlfiroş guhdar bikin.

http://www.youtube.com/watch?v=pSkd7AjBrKg

şiwan perver ile gülistan perverin harika düeti!!!

27/06/2014

Sibê piştî fetariyê danê êvarê em ê bi xêr û silametî *Zembîlfroşê vekin. Heval û hogirên Silîvî Xwendekar û betal esnaf û bazirgan mamoste û zanyar ciwan û kal em ê li benda hatina we hemûşka bin...

*Zembîlfroş Cafe di Çarşiya Silîva li Kuça Hedada texma ciyê Kurdî-Der'ê ye.

Address

Çarşiya Silîva Kuça Hidada/Selahattin Mh. Demirciler Caddesi
Silvan
21640

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Zembilfroş posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category