Keyfiseda

Keyfiseda Bir müddet kapalıyız...

Zeytinyağlı mezeler, geleneksel ara sıcaklar, lezzetli ızgaralar... Güney' de tüm Anadolu mutfaklarından örnekler... Fava... Köpoğlu Mancası... Topik... Biber Borani... Hellim Izgara... Kaşarlı işkembe... Yaprak Arnavut Ciğer... Seda Sarma Kebap... Şeftali Kebabı...

04/08/2022

''KISSADAN HİSSE''
Bogota 'dan Miami' ye giden bir uçuşta 103 yolcu ve sadece 40 yemek yüklendi
Mürettebat ne yapacağını bilemedi.
Yine de kabin şefinin bir fikri var. Yaklaşık 30 dakikalık uçuştan sonra, gergin bir şekilde açıkladı:
- ′′ Nasıl oldu bilmiyorum ama 103 yolcu ve sadece 40 akşam yemeği."
Sonra ekledi:
- ′′ Yiyeceğini başkasına verecek kadar nazik ve iyi kalpli olan herkese uçuş boyunca ücretsiz ve sınırsız alkollü içki verilecektir.
Bir sonraki duyurusu iki saat sonra geldi:
- ′′ Fikrini değiştirmek isteyen varsa hala 40 öğün yemeğimiz var ′′
Kıssadan hisse:
′′Sarhoşların büyük bir kalbi var"🥰

Alıntıdır...

27/06/2022

ASLAN SÜTÜ NEREDEN ÇIKTI?

•İstanbul'u ,İstanbul yapan Rum meyhaneciler ve bu meyhanelerin meşhur zengin meze kültürleridir...
Rum meyhaneciler o denli güzel, iyilikle, kibar ikramlarda bulunurlardı ki...
Bu kibarlık içen zümreye de etki ederdi,külhanbeyi bile meyhane kapısından bırakırdı efeliği,beyefendi gibi içmeyi bilirdi...
İçelim güzelleştirelim!...deyimi aslında, rakı masası kültürünün zerafetinin verdiği güzel üsluptan çıkmıştır...

•Rakının en güzel içildiği yerlerden biri ise İzmir’deki ‘Anastapoulos” kardeşlerin şimdiki Bornova Caddesi’nde bulunan meyhanesiydi...
•Eski rakı fıçılarının üzerinde ailenin amblemi olan bir aslan vardı.Bu fıçılardan yadigâr, aslan sütü içilmiştir bu güne kadar..

• İzmir’liler o gün bu gündür rakıya “Aslan sütü” derler...
•İzmir meyhanelerinde; Taze balıklar, siyah ve sarı havyar, Gelibolu sardalyesi,hakimdir. ..
Trilye zeytini, balık yumurtası, türlü peynirler ve meyveler rakı sofralarında meze edilirdi..

Yurtdışında Rakı

•Bulgaristan'da sert ve etkili meyve rakıları sarımtrak renklidir ve genellikle erik ve üzümden yapılır. Mastika, Targovitsche ve Pechterska isimleriyle bilinir..
•Yunanistan'da ise yaş üzümden üretilen rakıya «uzo», denir...En güzel içimli rakılar, çeşitleri çok ve emsalsizdir...
•Sakız aromalı uzo'ya ise"mastik uzo"denir.
•Makedonya'da üzümden, anasonsuz, sarı ve beyaz rakıya «mastika» denir...
Selanik'e özgü bir rakı çeşididir..
•Fransa, İspanya ve Portekiz'de bu içkinin genel adı «anis» veya «pastis»'tir.
İtalya'da rakıya, «sambuca» ve Slavcada ise «düziko» denilir...

Fonda güzel bir Rembetico çalıyorsa,yüreğinizi ezip geçiyor çok uzaklara götürüp sizi bırakıyorsa....
Kadehinizde buz gibi arslan sütünüz varsa...

Karşınızda sevdiceğiniz ,yanınızda muhabbetli dostlarınızın, sen kahkahaları varsa....
Masanızda kavun ,beyaz peynir hele deniz ürünleri mezeleri ,Ege otları varsa ...
Önünüzde uzanan masavi deniz ve iyot kokusu varsa ..

İçelim güzelleşelim dostlar.....

Zira dünya çirkinliklerle dolu, renklendirmek de karartmakta ruhunuzun eseridir!!!

Ruhu güzel dostlara yaren olsun...

Alıntıdır...

17/06/2022

Benim bugüne kadar rakı üzerinde okuduğum en güzel yazıdır...

“Puslu bir İstanbul akşamında,
güneşi boğazda batırmaya ant içmiş yakamozların dansını izleyip
kadehler tokuşturulurken
yan masada memleket kurtarılıyorken
avucumun içindeki buz gibi bardağa baktım da;
‘Ne menem bir şeysin sen’ dedim.
‘Bir içecek, sarıldığı gazete kağıdına da,
sakız kokulu beyaz keten örtüsü yayılmış masaya da, ete, ciğere, mezeye de maviye de bu kadar mı yakışır.
Neşeye de efkara da yoldaştır.
Ondan mı ki, geceye inat bembeyazdır..

Bira gibi ayağa, çoluk çocuğa düşmemiştir,
belli bir yaşanmışlığı, anıları, en basitinden
hazırlanmış bir masası vardır rakının.
Viski gibi boğazı yakmaz, süzülerek akar gider. Rakının silueti sevgilidir, kokusu yar, tadı can.
Ne zaman bir efkar bassa içi,
ne zaman çıkamasak işin içinden,
kafada deli sorular, bassa afakanlar,
bir koşu meyhaneye gidilir.

Oysa rakı, cevabı bulmak için değil,
soruyu unutmak için içilir…

Lübnan’ın Arak’ı, Yunan’ın Uzo’su, İtalyan’ın Sambuca’sı,
gaflet ve delalete düşüp alternatif olmaya çalışsalar da rakıya, hüzünlerini sulandırmadan
sek içmeye çalışmış bir milletin evlatları
buna izin vermemiş, korumuşlardır bu anason kokulu cesaret hapının sıvılaştırılmış halini.
Milli içkimiz olur kendileri;

Son nefes verilene, son aşık ölene,
son ümit tükenene kadar eğdirmeyiz başını öne.

Düşündüm de rakı, dünyada çift bardakla içilen tek içki;

Ruhla beden gibi, iki sevgili, gece ve gündüz gibi..

Yan yana durup birbirinin derdini dinlermişçesine,
bir dudakta birleşip sevişircesine…

Rakı olmasaydı hayat olurdu yine belki ama
şarkılar yetim, besteler öksüz kalırdı;

Bir ihtimal daha olmazdı;
Senede bir gün bile.
Dalgalansak da durulsak da,
yine bütün meyhanelerini dolaşırdık İstanbul’un
ama o tatlı huzuru bulamazdık Kalamış’ta mesela.
Bir bekleyenimiz olmazdı ada sahillerinde,
deniz ve mehtap sormazdı;
Neredesin diye..

Ve Elbet bir gün kavuşacağız desek de
kavuşmak hayal olurdu,
dönülmez akşamın ufkunda…

Derdi, gamı, tasayı unutturup
anda dondurabilme özelliği de vardır bu rakının.
Hatta işin ucunu umuda bağlayıp
gökyüzüne salıverdirir alimallah.
Ben bizzat yaşadım da oradan biliyorum.
Geçenlerde bir rakı muhabbetinin ilerleyen saatlerinde;

‘ O iş imkansız’ lafı çıkmış ağzımdan.

‘ Bak imkansızın içinde bile imkan var’ dediler; ‘Etme !’

Ne diyeyim;

Adam rakıyı icat etmiş, hala psikologa giden var;
‘Gitme !’

Yaaa şöyle günahtır,
böyle haramdır, acıdır, ağırdır
muhabbetinden çıkıp
keyifli bir masanın etrafında toplanıp
rakıdan dem vurunca
başka bir alemin içinde buluyor insan kendini.
Çokça komik, bolca eğlenceli, esprili.
‘Üç rakı kapağı getirene pilot belgesi bedava’
yazan bir kapıdan girip;
‘Garson, kapı getir, dışarı çıkıcam’ a giden bir yolda sallanmadan yürüyebilirsen şanslısın.
Unutma; Şarap yaşayanlar için,
rakı ise hikayesi yarım kalanlar içindir.
Böyle zamanlarda, bir ‘büyüğe’ danışmak iyi gelir.

Rakı içmek de adap gerektirir;

Bir kiminle içtiğine dikkat edeceksin
bir de kimin için içtiğine.
Şarkı da önemli bak,
Zeki Müren iyi gider mesela yanında.
Derdini en iyi nağmeler anlar.
Çünkü rakı yanındakiyle içilse de
kadeh aklındakine kalkar!

Rakı seven adam kalitelidir.
Beyaz peynir tercih eder, kaşarla işi olmaz.
Bir erkek için en büyük keyiflerden biridir dostla,
ahbapla erkek erkeğe içmek
tamam da sevdiği kadınla rakı içmek bir başkadır.
Güzeldir kadın, içtikçe güzelleşir.
Ondan derler ki; "Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır".
Kadının içindeki beyazdır rakı, buğudur, dumandır.

Ütüsüz kadınlardır rakı sevenler.
Oysa şarap sevenler, ütülüdür.
Çantaları, ayakkabıları, kemerleri aynı renktir.
Şöyle bir bakınca tastamamdırlar.
Oysa rakı sevenlerin üstleri başları değil
belki ama dertleri, kederleri tastamamdır.
Bardağa atılmış üç-beş buz söndürmez yangınlarını.
Alayına isyan etmez bu kadınlar.
Aksine kadehlerini, alayının şerefine kaldırırlar.

Sen hiç ömründe bütün aşkını gözlerine yükleyip o gözlerle ruhuna dokunanbir kadınla rakı içtin mi?

İçmedinse, rakı içen bir kadından daha güzel olan tek şeyin, o kadının seni sevmesi olduğunu bilemezsin!

Aynen dediğin gibi Aydın Boysan;

Rakı sofrasına meze olmuş yürek yangınlarının kibritle oynayıp kaçan faili de, büyük kahkahaların ardındaki nemli gözlerin sahibi de bir kadındır.

Unutma; Rakı sofrasında kadın yoksa, uğruna sofra kurulmuş bir kadın vardır...”

Vakti kerahattir...

Eskiler bilir...
15/06/2022

Eskiler bilir...

Mutlu haftalar....
23/11/2021

Mutlu haftalar....

Mutlu pazarlar...
21/11/2021

Mutlu pazarlar...

Mutlu haftalar...
19/09/2021

Mutlu haftalar...

Huzur...
08/09/2021

Huzur...

...
07/09/2021

...

Hayırlı bayramlar...
18/07/2021

Hayırlı bayramlar...

🤔🤔🤔
16/07/2021

🤔🤔🤔

04/07/2021

"ÜÇ NAL'A GELEN DÖRT NALA GİDER"

Şinasi Beray, 1946 yılında, babasından kalma evin alt katındaki ahırı temizleyip meyhaneye çevirir. Ahırdan bozma olduğu için adını "ÜÇ NAL MEYHANESİ" koyar. Kapısı da kovboy filmlerindeki gibi kanatlıdır.

Mekanın müdavimleri, Ankara Lisesinden sınıf arkadaşı Orhan Veli, Cahit Sıtkı Tarancı, Melih Cevdet Anday, Sebahattin Eyüboğlu, Can Yücel gibi Türk Edebiyatının dev isimleridir.
Karikatürist Ratip Tahir Burak, veresiye defterine bir karikatür çizer ve üzerine,
"İş dördüncü nalla bir ata kaldı, bir de meydana" yazar.
Bunu gören Orhan Veli, hemen altına
"ÜÇ NAL'a gelen, dört nala gider"
diye ekler.

Şair Orhan Veli, 10 Kasım 1950 günü Üç Nal Meyhanesinden çıkar, giderken belediyenin açmış olduğu bir çukura düşer ancak bu olayı önemsemez ve İstanbula döner. 14 Kasımda bir arkadaşının evinde öğlen yemeği yerken fenalaşır. Cerrahpaşa Hastanesinde yanlış teşhisle "Alkol zehirlenmesi" tedavisi uygulanır. Gece yarısına doğru öldüğünde henüz 36 yaşındadır.

15 Kasım günü çıkan gazetelerde ve Ankara ve İstanbul radyolarının yanı sıra BBC, Amerikanın Sesi, Paris ve Roma radyolarında aynı anda Şair Orhan Veli'nin "Alkol zehirlenmesinden" öldüğü tüm dünyaya duyurulur.
İstanbul Savcı Yardımcısı Cahit Türesel bu ölüm nedenini şüpheli bulup otopsi yaptırır. Otopside ölüm nedeninin alkol zehirlenmesi değil "Beyin Kanaması" olduğu saptanır. Bu kanama da Ankarada dört gün önce belediye çukuruna düştüğünde başını çarpmasından kaynaklıdır.

Cebinden 30 kuruş para ile birlikte bir şiir çıkar:
"İstanbul'dan ayva da gelir, nar gelir,
Döndüm baktım, bir edalı yar gelir
Gelir desen dar gelir
Günaşırı alacaklılar gelir.
Anam anam,
Dayanamam,
bu iş bana zor gelir."

Naaşı, "Tarifsiz kederler içinde/Rumeli Hisarında oturmuş/Bir fakir Orhan Veli" olarak, Tevfik Fikret’in, Ahmet Hamdi Tanpınar, Tezer Özlü ve Attila İlhan’ın da yattığı Rumeli Hisarındaki Aşiyan mezarlığına defnedilir.
Mezarı için bir yardım kampanyası açılır.
Mezar projesini 'hayatının en acı projesi' olarak Abidin Dino çizer. Mimar Nevzat Kemal uygular. Pembe renkli mezar taşını da Prof. Emin Barın yazar:
ORHAN VELİ
1914-1950....
"Uzanıp yatıvermiş, sereserpe;
Entarisi sıyrılmış hafiften...
Olmaz ki!
Böyle de yatılmaz ki!.."....
"Beni bu güzel havalar mahvetti..."....
"İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı..."....
"Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra..."....
"Bir de rakı şişesinde balık olsam..."....
"Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava..."....
"Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya..."...
"Neler yapmadık şu vatan için!
Kimimiz öldük;
Kimimiz nutuk söyledik..."....
“Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?.."....
Çok genç yaşta, henüz hayatının baharında ölen büyük şairimizi ölümünün 70.yılında rahmetle anıyorum.
MEKANI CENNET OLSUN
beyaz peynire,
hüzünlendiren neyzene,
yakup’a, refik’e, arap şükrü’ye,
can eriğe, beyaz leblebiye,
dönülmez akşamlara,
ışıldayan mehtaplara,
uçuşan martılara,
veysellere, aşıklara,
asaflara,
sahaflara,
velilere orhanlara,
uzakta kalanlara,
yakında bulunanlara,
olmazı olduranlara, gözleri dolduranlara,
ulu çınarlara,
dev nazımlara,
ince kıyım salataya, ince uzun galata’ya,
iki ‘t’ li attila’ya,
tek ‘y’ li süreya’ya,
özleyip gelenlere,
sabırla bekleyenlere,
çok sevenlere,
çok sevilenlere,
kaçan gemilere,
batan güneşlere,
boğaz’a,
kavuna,
kebaba,
kordon boyuna
anlara, anılara,
anlayana, anlatana,
konuşmadan anlaşana,
geride kalan yıllara,
yüzyıllara,
beş yüz yıla,
beş yüz yıldır hep yeni kalanlara selam olsun...

RAKI ŞİİRİN SIVI HALİDİR...

Address

Mersin
Mersin
33110

Opening Hours

Monday 11:00 - 01:00
Tuesday 11:00 - 01:00
Wednesday 11:00 - 01:00
Thursday 11:00 - 01:00
Friday 11:00 - 01:00
Saturday 11:00 - 01:00

Telephone

+903243278878

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Keyfiseda posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Keyfiseda:

Share