25/12/2016
Yaklaşık olarak bir haftadır, bugün buraya ne yazacağımı düşünüyorum. Konuşurken, bir şeylerle uğraşırken, okumaya, hatta uyumaya çalışırken zihnimin arkasında bir yerlerden cümleler akıyor.
Bazen duygusal, bazen içinde bir yerlere mesajlar taşıyan, bazen hüzünlü, bazen sarkastik... Fakat olmuyor. Yazamıyorum.
Ve bu bir itiraftır, bir haftadır bu işi yapmayı sürekli erteliyorum. Şu anda yapmamın nedeni de, Yare’ye gelip kapıduvar görünce arkamızdan söylenmemeniz...
Peki, kelimelerle oynamayı meyhanecilikten daha çok seven ben neden iki satırla ‘bu dükkanı kapattık arkadaşlar, sizler de iki yıldır geldiniz, biliyoruz üzüldünüz, biz de üzgünüz ama işte olmadı’ demeyi beceremiyorum?
Bilmem.
Belki tatile gittiğimde bile kokusunu özlediğimden, dönmek istediğimden...
Belki -şu sıralar çok ev değiştirmemle ilgili de olabilir ama- evim yerine koyduğumdan, evim kadar rahat hissettiğimden...
Belki zamanında duvarının harcını kardığımdan...
Belki bin kez duyduğum ‘işletmeciliğin en zor yanı personel abi’lere inat dünyanın en dürüst, en namuslu, en iyi niyetli çalışanlarına orada rastladığımdan...
Belki orada mutlu olmayı alışkanlık haline getirdiğimden ve şimdi başka türlü nasıl yaşanır yeniden hatırlamak zorunda kalacağımdan...
Yani ben evimden, kardeşlerimden, sizlerden uzak kalacağım için bir haftadır gerçeklerden kaçıyorum. Ama işte ancak buraya kadar. Yakalandım.
Hepinizi çok sevdik. Bir ticari işletmenin bir misafirini sevemeyeceği kadar. Siz de bizi sevdiniz, biliyoruz.
Ve bir hata edip, Yare’ye biraz fazla bağlandık. (Yok valla ağlamıyorum, gözüme bir şey kaçtı.) İyi de ettik. Canımız sağolsun.
Gelelim meselenin teknik kısmına (aslında buraya girmeyi hiç istemesem de, bir açıklama boyun borcumuz), ‘e ama o sokağın en kalabalık dükkanı siz olmuştunuz’ dediğinizi duyar gibiyim. Bir haftadır bunu yüz yüze dile getirenler de oldu, sağolsunlar.
Haklısınız. Öyle görünüyor. Du.
En az kalabalıklar içerisinde en kalabalık olanı.
Ama artık başka bir ekonomik iklim içerisinde olduğumuzu anlamamakta ısrar eden bir mal sahibimiz vardı. Biz indirim için kapısına gidince kira zammı talebiyle karşılık verdi.
Yani iş artık sürdürülebilir olmaktan çıkmıştı.
Dükkanın devamı için son dakikaya kadar mücadele eden kardeşim Yıldıray’ın boynundaki yük de artık bundan daha fazla ağırlığı kaldıramayacaktı.
Ve gelinen nokta bu oldu.
Tekrardan herkese, hepinize can-ı gönülden teşekkürler. Bir dükkan olarak başlayan bir mekanı ev yapmamıza varlığınızla yardımcı olduğunuz için.
Öyle ihtişamlı bir veda filan da yapmadık. Sessiz sedasız dağıldık. Hatta ben son gece, yani dün sonunu görmeye dayanamayacağımdan erkenden çıktım. Hayatımda duygusal olarak bağlanma hatasına düştüğüm tek yerden: Yare’den.
Kızmayın yani daha önce niye haberimiz olmadı diye. Biz kendimize bile henüz itiraf edebilmiş değiliz.
O zaman son sözü Ahmed Arid söylesin mi? Kalın sağlıcakla. Eray Özer
Ne salkım bir bakış
Resmin çekeyim,
Ne kınsız bir rüzgar
Mısra dökeyim.
Oy sevmişem ben seni...