30/12/2021
Hz. Peygamberin çevresindekilerle danışarak, katılımcı karar almak konusunda bize ölümsüz bir miras bıraktığı önemli bir örnek de Bedir savaşı sırasında yaşanmıştır. Bedir Savaşında ashaptan Hubab isimli bir kişi, Müslümanların mevzilendiği yeri beğenmemişti. Peygamber efendimize gelerek: “Ey Allah’ın elçisi, buraya Allah’ın emriyle mi indin yoksa bir savaş taktiğiyle mi?” diye sordu. Peygamberimiz: “Savaş taktiğiyle” deyince, Hubab: “Ey Allah’ın elçisi, Bedir köyünün en sonundaki kuyu etrafında mevzi alalım. Böylece putperestleri susuz bırakmış oluruz.” dedi. Peygamberimiz onun bu teklifini beğendi ve hemen harekete geçtiler.
Burada en önemli soru, sahabe Hubab’ın sorduğu “Ey Allah’ın elçisi, buraya Allah’ın emriyle mi indin,yoksa bir savaş taktiğiyle mi?” sorusudur. Öyle görülüyor ki,sahabe zihni Peygamber Hz. Muhammed ile insan Muhammed’i birbirinden ayıracak nitelikteydi. Kuşkusuz sahabeler Hz. Peygamber’in ilahi yönüne asla itiraz etmeyecek bir bilinçteydi. Konu kişisel görüşlere gelince karşı görüşleri dile getirmekten çekinmiyorlardı. Hz. Peygamber de çoğu zaman onların görüşlerine uyarak katılımcı siyasal karar alma süreçlerinin önünü açıyordu.
Öyle görülüyor ki, zaman içinde ortaya çıkan örgütlenmelerde tarikat, cemaat, parti, örgüt liderleri Hz. Peygamberin konumunu çok daha fazla aşmışlar, kendileri etrafında kutsallık inşa etmiş ve asla itiraz edilmeyecek bir konuma getirmişlerdi. Oysa Hz. Peygamber’in örnekliği ve mirası tartışılmaz ve yanılmaz lider kavramını asla kabul etmeyecek bir noktada durmaktadır. Peygambere itiraz edip karşı görüş bildiren sahabe modelinden, lidere,şeyhe, başkana,cemaat liderine itaati temel değer kabul eden bir noktaya gelinmiştir.
Yusuf yavuz yılmaz