13/07/2025
Berlin’de 1 senemizi doldurduk.
Hem anne/baba olmaya, hem de yeni bir düzenin parçası olmaya alışmak meşakkatli bir yolculuk. Bu yolculukta biraz olsun sessiz kalabilmek, deneyimlediklerinizi daha yoğun kılıyor. Bu yüzden sesimiz, soluğumuz pek çıkmıyordu. Kendimize, ailemize, yaşama ve gastronomiye dair çok şey öğrendiğimiz bir yıl oldu.
Köpeğimiz Boza ve kedimiz Soty’yi de Almanya’ya taşıyarak ve ailemizi eksiksiz şekilde tamamlamış olduk 🫶 Biz çalışmaya devam ederken; minik incirimiz bir buçuk yaşını geçti, kreşe ve Almanca konuşmaya başladı.
Mesaj atanlar, Berlin’de İncir açıp açmayacağımızı soranlar oluyor. Açıkçası düşünmüyoruz 😊 İncir, Kayaköy’de güzeldi dersek sanırım yanlış olmaz. Bir işletme sahibiyseniz, zamanınızın neredeyse tamamını o işletmeye ayırmak zorundasınız. Şimdilik bir süre daha, ona zaman ayırmamıza ihtiyaç duyan başka bir incirimiz var.
Diğer taraftan, burada gıda çeşitliliğini ve kalitesini gördükten sonra, Türkiye’de doğru malzemeye ulaşmakta çektiğimiz zorlukları hatırlayarak üzülüyorum. İnsanların kendini ispat etmeye çalışmadan, kavgasız, gürültüsüz dışarıda keyifle yemek yediğini görünce, biz ne yaşamışız diye düşünmeden edemiyorum. Yine de bazen yeni bir mekan fikriyle heyecanlanıyorum. Zaman ne gösterecek, ben de bilmiyorum 🤷♀️ Gastronomiye bambaşka bakış açılarını keşfetmenin, ufkumuzu farklılaştırdığını hissediyorum. Özellikle Michelin yıldızlarından sonra, Türkiye’de işletmelerin giymeye çalıştığı “yerel” gömleğini, kısa gelen kolunu, küçük gelen yakasını, uzaktan daha gerçekçi değerlendirebiliyoruz.
Yeni bir ülkeye taşınmanın en zor taraflarından biri nedir diye sorarsanız, “kıyas yapmamak” derim. Yeni ülke ile anavatanı kıyaslamak tırnak yeme alışkanlığı gibi, kurtulması zor bir bağımlılık. Her iki tarafı da olduğu gibi kabullenmeyi öğrenmek zaman alıyor. Sanıyorum, insan zihni bütün bu zorluklara neden katlandığına kendini ikna etmek için sürekli kıyas yapıyor. Sonunda sakinliğe alışıyor ve her şeye ikna oluyorsunuz.
Diğer bir zorluk da ait olduğun tüm sınıfları terk etmek diyebilirim. Adlandırmasak da belirli sınıflar ve güvenlik çemberleri içinde yaşıyoruz; bunları ardınızda bıraktığınızda biraz çıplak hissediyorsunuz. Elbette kendinize benzer arkadaşlar, yakın dostlar ediniyorsunuz ama her şeye baştan başlamak bir hayli zor. Bütün bunlara özellikle 40 yaşından sonra kalkışmanın daha zor olduğunun da altını çizmeliyim.
Dostlarımıza, İncirseverlere, halimizi hatırımızı soranlara, Berlin’den kucak dolusu sevgiler 🫶