12/06/2019
İkinci güne de kuş sesleri 🐦 eşliğinde erken uyandık.. Bugünkü rotamız yüksek dağlara ⛰ doğru olacaktı.. Düzce'deki dağların doruk noktasına, bulutların üzerine çıkacağız.. Kardüz yaylasına... Yolu uzun, virajlı ve yeni sürücüler 🚘 için biraz tehlikeli..⚠️ Yani tam bize göre👻 dağların ve ormanların 🌲 arasında yolculuk yapmayı seviyoruz biz.. İçlerinden geçtiğimiz köyler, bu köylerde yaşayan, geçerken selamlaştığımız sıcak kanlı insanlar, yol kenarlarında bulduğumuz doğal kaynak suları, 💦 oluklar, böğürtlenler, ahududular, bazen rastaştığımız minik hayvan dostlarımız bu yolları bizim için daha da keyifli hale getiriyor.. Yanımıza termos çayımızı, ☕️ atıştırmalıklarımızı ve yaylaya çıkacağımız için montlarımızı da aldıktan sonra yola koyulduk. Dağ yoluna girmeden önce yol kenarında kuymak yapan bir teyze gördük. Kokusuna dayanamayıp kahvaltımızı burada yapmaya karar verdik. Doğal mısır unu, kuymak peyniri, tereyağı ve kaynak suyu birleşince ortaya nefis bir tat çıkıyor gerçekten. İstanbul'da yediğiniz mıhlama, kuymak vb şeyleri unutun =) Düzce de yapılan kuymak bir harika.. teyzemize teşekkür ettikten sonra saati çok da geçirmemeye dikkat ederek kendimizi dağ yoluna vurduk. Daha ne kadar yükseğe tırmanabiliriz diye derin düşüncelere dalarken son virajdan sonra bulutları görünce 1.830 rakımda olan Kardüz yaylasına ulaştığımızı farkettim. bulutlar pamuk gibi ayaklarımızın altında kalmıştı. Ortalama bir buçuk saatlik tırmanıştan sonra ulaştığımuz bu muhteşem manzara karşısında büyülenmemek elde değildi.
Yaylada yerleşim olması önce beni şaşırttı. İnsanlar bahçelerini ekmiş, hayvanlarını 🐄 🐑 buraya getirmişti. Merkezden bu kadar uzak bir noktada nasıl yaşam sürülebilir sorusunun cevabı sanırım tüketen değil üreten insan olabilmekti.. Yaylacılık yapan bu insanlar yaz geldiğinde merkezden un, tuz vb temel ihtiyaçlarını ve hayvanlarını yanlarına alıp buraya geliyor sonrasında ise kendileri üretiyorlardı. Hayvanları sayesinde sütlerini🥛, yoğurtlarını, peynirlerini, yumurtalarını elde ediyor unla da ekmeklerini kendileri yapıp pişiriyorlardı. Gerisi temiz hava bol oksijen ve huzur.. İşte hayat bu kadar basitti.. Hayatı zorlaştıran aslında insanın kendisiydi...
@ Kardüz Yaylası